Doğum HikayeleriDoğum hikayesi

Merhaba diyemeden hoşçakal Sarp’ım..

En tatlı acım, kimseye anlatamadığım, sesli söylemekten çekindiğim, içimin taa derinlerinde yanıp duran evladım.. Kokunu içime çekemediğim, altını değiştiremediğim, göğsümde uyutamadığım melek oğlum..

Hamile olduğumu öğrendiğimde bambaşka bir dünyaya sahip oldum. Aslında 9 ay boyunca mutlu olduğum tek haberde buydu. İkili tarama sonucu down sendromu olabileceğini söylediler. Üzüldüm evet ama o benim yavrumdu. Allahtan gelen herşeye razıydım. Daha cinsiyetini öğrenemeden böyle bir haber almıştık. Hemen Bursa’ya gittik. Ordaki doktor çok düşük bir ihtimal olduğunu, endişelenmememiz gerektiğini söyledi. 22 haftalık olduğumda detaylı taramaya girdik. Kalbinde bir sorun olduğunu, fetal ekoya girmemiz gerektiğini söyledi. 28. haftayı bekledik ve aort darlığı olduğunu öğrendik. Doğduğunda anju olacaktı. Ağlıyordum sürekli.. Nasıl dayanacaktı küçücük bedeni.. Ama çok üzülmemek gerekiyor tedavisi olan hastalıklar için. Çünkü her defasında daha da kötü haberler alacaktım ve çaresizlikle boğuşacaktık.

Hemen doktor ve hastane arayışına girdik. İlk olarak Eskişehir’e gittik. Bizi anju için heyete aldılar. Neden heyete girdiğimi anlamıyordum ama aort darlığı mitral yetmezliğe dönüşmüş. Dünyamız yıkıldı. Ameliyat olacaktı, kapak değişecekti. Anju çözüm değildi. Sonlandırmamız gerektiğini ya da kordon sentezi yapmak istediklerini söylediler. Kabul etmedim çünkü içimde hareket ediyordu. Doktorlar sonlandıralım dediklerinde bebeğim bana tekme atıyordu. Nasıl son verebilirdim bu duyguya..

Heyet karar vermişti.

Burda mümkün olmadığını, gün geçtikçe daha da ilerleyeceğini söylediler. Anne karnında birşey yapamıyorlardı. Akdeniz Üniversitesi, İzmir, İstanbul Cerrahpaşa ve bir sürü fakülteye gittik ama boş döndük. 30 haftalıkken Ankara Hacettepede zor da olsa dosyamızı aldırdık. Her hafta kontrole gidiyorduk, her gittiğimizde hep daha da kötü haberler alıyorduk. Mitral yetmezlik kalp yetmezliğine dönmüştü ve oğlum koşamayacak, top oynayamayacak, belki de yürüyemeyecekti. Olsun, Allahtan gelen herşeye razıyım diyordum hep..

35 haftalık olduğumuzda suyum geldi. Meğer doğum başlamış. 4 saatlik yolumuz vardı yetişmemiz gereken. Ben bilemedim doğumun başladığını, sonra yola çıktık. Yolda ağrılarım arttı. Sezaryen günü alacaktık oysa 2 hafta sonra çünkü bebeği yormamak gerekiyordu. Hastaneye girdiğimizde ben hala son dakikaya kadar sezaryen yapacağım sanıyordum. Ağrılarım artmıştı ama daha çok ağrı çekmek istiyordum.

O kadar güzeldi ki çektiğim acı, oğlum yaşasın ben acı çekeyim diyordum..

Oğlum doğdu, doktor yanıma getirdi hemen ama ben kucağıma almadım. Çünkü dikiş yapılıyordu ve ben kendime gelip öyle kucağıma almak istiyordum. Hayatım boyunca böyle bir pişmanlık yaşayacağımı nerden bilebilirdim.. Nerden bilebilirdim ki yoğun bakıma alınacağını.. Bir daha kucağıma alamayacağımı, koklayamayacağımı..

sarp sargın
Sarp

Bebeğim 3 gün boyunca yoğun bakımda kaldı ve sonrasında 2 kere kalp krizi geçirdi, kaybettik..

Emziremedim, sarılamadım, öpemedim, koklayamadım, ölü melek bedenini bile almadım kucağıma.. Birşey beni hep tuttu.. Öylesine bekliyorumki şimdi öleceğim günü, kavuşmamızı..

Allah kimseye evlat acısı vermesin. O içimde yanıp duran bir ateş, hiç birşey su serpmiyor bu yanıma..

Cenazeden geldikten sonra dikişlerim apselendi çünkü hiç yatmamıştım, hep ayaktaydım. Öyle bir süt geldi ki benden, hep boşa gidiyordu. Sonra bir annesiz kedi çıkardı Allah karşıma.. ona anne oldum. Sütümü sağıp ona içiriyordum. Şimdi kocaman bir kedi oldu.

en tatlı acım

Sonra Allah bana bir evlat daha nasip etti. Sarperim.. Aynı abisine benziyor, onun kıyafetlerini giyiyor, onun beşiğinde uyuyor, aynı o kokuyor.

en tatlı acım
Sarper

Bir gün kavuşmak ümidiyle en tatlı acım..

sarp sargın
Sarp Sargın

Sıradaki doğum hikayesini buradan okuyabilirsin..

Bir cevap yazın

Yorumu gönder